|
Üçüncü Sektör’de Türkiye, dünyanın en fakir ülkesi Bangladeş’in bile gerisinde. |
|
ÜÇÜNCÜ SEKTÖRDE TÜRKİYE ÇOK GERİLERDE
300 yıllık Osmanlı İmparatorluğu başarılı vakıflar kurmasına rağmen, günümüz Türkiye’si Osmanlı’nın o önemli mirasını devam ettirememiş. Nüfusu 9 milyon olan İsveç’te 190 bin, nüfusu 55 milyon olan Fransa’da 800 bin, nüfusu 300 milyon olan Amerika Birleşik Devletleri’nde 1.7 milyon STK bulunurken nüfusu 70 milyon olan Türkiye’de 82 bin STK bulunmakta. Üçüncü Sektör dünya sıralamasında çok gerilerde yer alan Türkiye’de 7 bin vakıf bulunurken, bu sayı Osmanlı zamanında 29 bin idi. Dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Bangladeş bile, yardım severliği ile bilinen Türkiye’nin çok çok önünde yer almakta. 1973 Yılında fakir Bangladeş Halkı’na yardım etmek için kurulan BRAC, dünyanın en büyük STK’sıdır. Afrika ve Asya’da faaliyet gösteren Brac, yoksullara ekonomik destek vermenin yanı sıra sağlık, sosyal gelişim ve eğitim hizmetleri de sunmakta. devamı... |
|
|
Yeni Dünyanın Önemli Gücü: Üçüncü Sektör |
|
Türkiye, “Üçüncü Sektör” kavramı ile ilk 1970 yıllarda tanışır. Ünlü ekonomi yazarı Ege Cansen, 22 Eylül 1999 (Hürriyet Gazetesi) tarihli yazısında “Üçüncü Sektör” ile tanışmasını şöyle anlatıyor:
“Bülent Ecevit, 1970'li yıllarda rüzgar gibi esmişti. Kıbrıs fatihi Karaoğlan, şimdi 75 yaşındaki Bülent Ecevit'ten başkası değildir. O yıllarda Ecevit, piyasaya ‘‘üçüncü sektör'' diye bir deyim çıkarmıştı. Ecevit'e göre, ekonomide kamu ve özel sektörün yanında bir de ‘‘halk sektörü'' olmalıydı. Bu üçüncü sektörün girişimcisi ve sermayedarı halk olacaktı. Aradan çeyrek asır geçti. Bundan bir süre önce Vehbi Koç Vakfı'nın geleceğini tasarlamak için yapılan arama toplantısında karşıma ‘‘üçüncü sektör'' deyimi tekrar çıktı. Şaşırdım. Üstelik Ecevit yine başbakandı. Ama bu seferki üçüncü sektörün Ecevit'in halk sektörüyle bir ilgisi yoktur. Bu başka bir nebat.” devamı... |
|
|